AKP Rejiminin Servet Transferi Politikasının Yargı Ayağı

Son yıllarda Türk Yargısı ile ilgili dile getirilen en ciddi iddialardan biri de yargı süreçlerinin şantaj ve tehdit argümanı olarak kullanılarak zengin ve itibarlı kişilerden haksız kazanç edildiğine yönelikti. Bu iddia ilk olarak hükümet yanlısı Sabah Gazetesi’nde Dilek Güngör tarafından dile getirilmiş, daha sonra dönemin AKP Milletvekili Şamil Tayyar tarafından da detaylı şekilde anlatılmıştı

Tüm bu iddiaların kamuoyuna yansımasından sonra yapılan soruşturmalarda Sümeyye Erdoğan’ın Başkan Yardımcısı olduğu KADEM’in Yönetim Kurulu üyesi ve AKP Kadın Kolları Üyesi Dilek Buğday Bayram, AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş ve AKP ve Yüksek Yargı mensupları ile sıkı ilişkileri olduğunu gösteren bir çok fotoğrafı bulunan Eyüp Ensar Çelik’in de aralarında bulunduğu birçok kişi tutuklanmıştı. AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş ev hapsi ile tahliye edilmesinden sonra polis kılığına girmiş bir kişi tarafından evinde şüpheli bir şekilde öldürülmüş ve kurulan şantaj sistemine ilişkin itiraflarda bulunacağı için öldürüldüğü iddia edilmişti.

Tüm bunlara rağmen bu olaylar ile ilgili yargı mensuplarına yönelik bir işlem yapılmamıştı. Bu konuda en yeni gelişme ise İzmir Eski Başsavcı Vekili Okan Bato hakkında yürütülen soruşturmada yaşandı. İzmir Başsavcı Vekili Bato’nun, yeğenlerinin ve kendisine yakın avukatların içinde bulunduğu ve milyonlarca dolarlık bir tehdit – şantaj yapılanmasına ilişkin ifadeler ortaya çıktı.

Avukat Abdi Yaşar’ın, Twitter hesabından paylaştığı ifade tutanaklarında, İzmir’in tanınmış iş insanlarından Orkide Yağları ve Küçükbay Şirketler Grubu’nun sahibi Ahmet Küçükbay ve ailesinden şantajla alınan paralara ilişkin detaylar yer alıyor. İş insanı Ahmet Küçükbay’ın oğlu Akif Küçükbay tarafından verilen ifadede, babasının 15 Temmuz’dan tutuklandığı süreçte arka planda yaşanan yargı, polis, MİT ve siyasilerin karıştığı kirli ilişkileri detaylı şekilde anlatılıyor.

Akif Küçükbay ifadesinde “Soruşturmanıza katkı sunacak nitelikte bilgiler vermek amacıyla huzurunuza geldim. … Babam ceza infaz kurumuna girmeden önce bir takım şahıslar, bizim bir dönem cemaat olarak nitelediğimiz, sonrasında devletin tüm kademelerince terör örgütü olarak nitelendirilen yapı ile eskiye dayalı bağlantıları gerekçe gösterilerek zor durumda bırakılmak istendiğini bizzat babamdan duydum.” dedi.

Ensar Vakfı İçin Gayriresmi 3 Milyon USD İstendi

Okan Bato’ya ve AKP’ye yakınlığı bilinen Selim Gökdemir isimli bir kişinin babasıyla temasa geçtiğini ifade eden Küçükbay, Gökdemir’in 3 milyon USD tutarında para istediğini, Ensar Vakfı’na bağışlanmak üzere 3 milyon USD tutarında para istediğini, bu durumunda hakkındaki soruşturmanın düşürüleceğini, babasının bu ödemeyi resmi olarak yapmak istemesi üzerine Selim Gökdemir’in parayı elden almakta direnmesi sonrasında görüşmenin sonlandırıldığını anlattı.

Bu olaydan sonra, İzmir’de Gülen Cemaati soruşturmalarına bakan Başsavcı Vekili Okan Bato’nun, adliyedeki odasında yapılan görüşmede, Küçükbay’a İzmirli Avukat Yunus Kalkan’ın Okan Bato tarafından telkin ve tavsiye edildiğini ve böylece olaya Okan Bato ve Yunus Kalkan’ın dahil olduğunu anlattı. 

İzmir Eski Başsavcı Vekili Okan Bato

Bato’nun Tavsiye Ettiği Avukat 3 Milyon USD İstedi

Başsavcı Vekili Bato’nun telkini ile Avukat Yunus Kalkan ile çalışmaya başladıklarını, Avukat Kalkan’ın danışmanlık ücreti olarak ayda 10 bin USD ve Savcılık soruşturması için 2 milyon USD istediğini anlatan Akif Küçükbay, Avukat Kalkan’ın daha sonra bu anlaşmayı 3 milyon USD çıkardığını, Okan Bato’nun işin içerisinde olması nedeniyle Avukat Kalkan’a ilk etapta 250 bin USD ödeme yaptıklarını ifade etti.

Avukat Yunus Kalkan’ın gerekli ilgiyi göstermemesi ve çözüm üretememesi üzerine bu kez de Okan Bato’nun Çağrı ve Murat isimli yeğenlerinin devredeye girdiğini anlatan Akif Küçükbay, Bato’nun yeğenlerine ait Mud Reklam Ajansı ile 500 bin TL’lik bir anlaşma yapmak zorunda kaldıklarını, Okan Bato isminin geçmesi nedeniyle babasının bu parayı vermek durumunda kaldığını söyledi.

Kayyumun Şüpheli İşlemleri

Şirketlerin kayyum yönetimi altında hiçbir ticari gereği olmamasına rağmen Kavuklar A.Ş’ye 5 milyon TL, Halil Öztürk isimli bir şirkete hatırlamadığı bir miktar ve TRK isimli şirkete 16 milyon TL borç verildiğini ifade eden Küçükbay, kayyumlar tarafından Okan Bato’nun yeğenlerine ait reklam şirketi ile 8 milyon TL’lik bir anlaşma yapıldığını anlattı. Bu anlaşmanın da Okan Bato’nun talimatı ile yapıldığı ifade eden Küçükbay, ayçiçek yağı üzerine faaliyet gösteren bir şirketin böyle bir anlaşma yapmasının anlamsız olduğuna yönelik itiraz etseler de kayyum tarafından “yukarıdan gelen talimat böyle” denildiğini aktardı. 15 Temmuz sonrası çıkarılan KHK’larla kayyumların işlemlerine yönelik soruşturmalara yasak getirilmiş, kayyumlar denetlenemez hale gelmiş ve dokunulmazlık kazanmıştı.