Mülkiyet Hakkı İhlalleri Türk Ekonomisini Tehdit Ediyor

Olağanüstü Hal ilanından hemen sonra, 23 Temmuz 2016 tarihinde, 934 özel okul, 109 yurt, 35 hastane, 15 özel üniversite, 19 sendika, 104 vakıf ve 1125 dernek kapatıldı ve gayrimenkuller dahil tüm varlıkları, taşınır malları, banka hesapları, fikri mülkiyet ve diğer finansal varlıkları hazineye devredildi. Bugün itibariyle 4100 kar amaçlı veya kar amacı gütmeyen tüzel kişi kapatılmış/tasfiye edilmiş ve mal varlıklarına herhangi bir adli prosedür olmaksızın KHK’lar uyarınca el konulmuştur.

Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı olan Mehmet Özhaseki’ye göre, tasfiye edilen tüzel kişilerden hazineye devredilen taşınmazların toplam değeri 15 milyar TL. Bu kuruluşların marka değerleri, fikri mülkiyetleri, taşınır malları, banka varlıkları ve diğer varlıklarının değeri hakkında güvenilir bir rapor bulunmamaktadır.

Kaynak: IHOP

Mülkiyet hakkının ihlalinin bir başka yönü de şirketlere ve vakıflara kayyım / mütevelli heyeti atayarak sahiplerinin haklarının askıya alınmasıdır. Erdoğan Rejimi, bunun için terörle mücadele yasalarını kullanıyor. Kanunun yürürlüğe girdiği 2005 yılından, 2015 yılına kadar yalnızca bir kez uygulanmış olan CMK’nın 133. maddesi; Erdoğan Rejimi tarafından Ekim 2015’ten bu yana muhaliflerini yok etmek için hoyratça ve sınırsız şekilde kullanıldı. CMK’nın 133. maddesi uyarınca, hissedarlarından biri veya şirketin kendisi terörle ilgili suçlar için soruşturuluyorsa, şirkete bir Sulh Ceza Hakimi kararı ile kayyım atanabilmektedir.

Kaynak: IHOP

Yaygın kayyım ataması uygulamalarının ilk kurbanı Koza İpek Holding idi. Ana şirket olan Koza İpek Holding A.Ş’ye ve holdinge bağlı iki televizyon kanalı ve iki günlük gazetesi bulunan bir medya grubunun da içinde bulunduğu 18 şirkete, 26 Ekim 2015 tarihinde Erdoğan Rejimi tarafından el konuldu. Tüm şirketlerin yönetimi hükümet yanlısı bir kayyım heyetine verildi. Sonraki süreçte benzer uygulamalarla, Ekim 2015’ten 15 Temmuz 2016’ya kadar Türkiye’nin 37 ilinde 412 işletmeye el konuldu.

Erdoğan Rejiminin muhaliflerin varlıklarını ele geçirme politikası, OHAL döneminde yeni bir aşamaya girdi; yeni OHAL kararnameleri ile şirketlere el koyma politikası merkezileştirildi. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) el konulan şirketleri yönetme ve/veya tasfiye etme yetkisi verildi.

15 Temmuz 2016’dan hemen kısa süre sonra, binden fazla şirket TMSF’ye devredildi. Araştırmamıza göre başarısız darbe girişiminden sonra halen en az 998 şirket TMSF’nin yönetimi altındadır. Bu şirketlerin ise binlerce şubesi var. Örneğin;

Adana Sulh Ceza Hakimliği kararı ile el konulan Süvari Giyim’in 14 farklı ülkede 148 şubesi var.

Kayseri Sulh Ceza Hakimliği kararı ile el konulan Boydak Holding’e bağlı 34 ayrı şirket var. Bu 34 şirketten sadece 2’sinin (Bellona ve İstikbal), dünya çapında 1240 franchise mağazası var.

Türkiye’nin en büyük 500 şirketi arasında yer alan diğer büyük şirketler, örneğin Koza Altın, Dumankaya İnşaat, Akfa, Orkide, Sesli, Naksan’a da el konuldu ve yönetimi TMSF’ye devredildi.

TMSF, 5 Eylül 2019 tarihi itibariyle 998 şirketi ve 113 gerçek kişinin varlıklarını kontrol etmekte ve yönetmektedir. TMSF’nin internet sitesinde ilan edildiği üzere, el konulan şirketlerin toplam değeri yaklaşık 59 milyar Türk lirasıdır.

Kontrolü ele geçirilen şirketler; medya, yatırım, madencilik, benzin dağıtımı, otomotiv, otogaz, enerji, ulaşım, gıda, tarım, ev tekstili, mobilya, mücevher, eczane gibi iş ve ticaret hayatının her alanında faaliyet göstermektedir. Diğer ana faaliyet konuları ise finansal danışmanlık, hukuk, donanım, metal endüstrisi, bilgi teknolojileri ve diğerleridir.

Kaynak: IHOP

Erdoğan Rejimi, varlık transferi yöntemi olarak kullandığı kayyım atama uygulaması ile sistematik olarak muhalifleri yoksullaştırıyor. Resmi kurum ve Hükümet yetkililerinin son açıklamalarına göre el konulan varlıkların toplam değeri 75 milyar Türk lirasıdır (12 milyar Euro). Bu rakama 127 gerçek kişiden el konulan varlıklar, tasfiye edilmiş veya kapatılmış kuruluşların (19 sendika, 15 özel üniversite, 49 hastane, 145 vakıf, 174 medya kuruluşu, 1419 vakıf) varlıkları ve başka kurumlara devredilen eğitim amaçlı 2271 taşınmazın değeri dahil değildir. Bu varlık değerlerinin dahil edilmesi durumunda, ihlal konusu varlıkların toplam değeri 100 milyar Türk lirasına çıkarılabilir.

Mülkiyet haklarının keyfi olarak ihlal edilmesi, bir ülkenin ekonomik kalkınma beklentileri üzerinde yıkıcı etkilere sahiptir. Yatırımcılar arasındaki güvensizlik, Türkiye gibi büyük ölçüde dış yatırımlara bağımlı olan ülkelerde, ciddi ekonomik krizlere yol açmaktadır. Sonuç olarak, bunlar sadece muhalifleri değil, aynı zamanda iktidar taraftarlarını fakirleştirmektedir.

Bu yazı; The Arrested Lawyers Initiative’in web sitesinde yayınlanmış olan bir haberden yararlanarak hazırlanmıştır.