Türkiye Bir Bankaya Daha El Koymaya Hazırlanıyor

Erdoğan yönetimi, Atatürk’ün vasiyeti gereği İş Bankası’nın hisselerinin %28’lik kısmının yönetimini elinde bulunduran CHP’den bu hisseleri alıp hazineye devretmeye hazırlanıyor. 

Türkiye’de artık istikrarlı bir idari pratik haline gelen mülkiyet hakkı ihlallerine bir yenisi daha ekleniyor. 

Bank Asyaya el konulması sürecinde yaşandığı gibi, önce siyasetçiler banka aleyhine yaptıkları açıklamalarla kamuoyunu hazırlıyor, daha sonra da bankaya el koyma işlemi gerçekleşiyor. Uzun zamandır İş Bankası’ndaki CHP hisseleri hakkında beyanlarda bulunan Tayyip Erdoğan kurmaylarına bu ‘’artık işin bitirilmesi’’ talimatını verdi.

https://t24.com.tr/haber/erdogan-dan-kurmaylarina-is-bankasi-talimati-bu-isi-bir-an-once-bitirin-chp-nin-yanlis-anlasilmalara-yol-acmasina-izin-vermeyin,878436

Peki iş bankasına el konulması hukuka uygun mu?

Bilindiği üzere İş bankasındaki CHP hisseleri Atatürkün vasiyetinden kaynaklanmaktadır.

Bu vasiyetinde Atatürk;

Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleri ile Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul emvalimi, Halk Partisi’ne atideki şartlarla terk ve vasiyet ediyorum…Nakit ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır” diyordu.

Atatürk’ün vasiyetine göre; İş Bankası’ndaki yüzde 28’lik hisselerinin geliri, 6 manevi kızına “yaşadıkları sürece” miktarları belirtilen aylıklar verildikten sonra, TTK ve TDK arasında paylaştırılacaktı.

Vasiyete göre CHP’ye herhangi bir gelir kalmıyordu; parti sadece Atatürk’ün hisselerinin yönetiminden sorumluydu; bu sorumluluğunu, yönetim kuruluna soktuğu üyelerle yürütüyordu.

Adnan Menderes/DP iktidarı, Atatürk’ün tüm varlıklarını, 14 Aralık 1953 tarihli ve 6195 sayılı kanunla Hazine’ye devretti.

Ama Anayasa Mahkemesi, on yıl sonra, 11 Ekim 1963 tarihli bir kararla bunun, “Atatürk’un vasiyetinin iptali” ve mülkiyet hakkının ihlali olduğunu belirterek bu varlıkları CHP’ye iade etti. Kararın gerekçesinde;

‘’Müsadere, Anayasa teminatı altındaki mülkiyet ve miras haklarını yok eden bir tasarruftur ve Anayasa’mızın 33 üncü maddesiyle bir ceza olarak konması dahi yasaklanmıştır.

Mülkiyet ve miras haklarını sosyal ve iktisadi haklardan saymış olan 334 sayılı Anayasamız da 36 ncı maddesiyle herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu ve bu hakların ancak kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği esasını kabul etmiştir. Halbuki 6195 sayılı kanunun gerekçesinde ileri sürülen iddialar olayda bir kamu yararının varlığını belirtmemektedir.

Ortada bir kamu yararı bulunduğuna biran için yer verilse bile Anayasa’nın 11 inci maddesi kamu yararıyla da olsa bir temel hak ve hürriyetin özüne dokunulamıyacağını açıklamıştır. Sözü geçen kanun Cumhuriyet Halk Partisinin gerek kamu idare ve kurumlarından gerekse özel kişilerden ve bu arada Atatürk’ten vasiyet yolu ile iktisap ettiği bütün malları, para, hak ve alacakları hiçbir ayırma yapmaksızın ve bedelini peşin ödemeksizin toptan Hazineye geçirtmekle mülkiyet hakkını tamamiyle yok eden bir durum yaratmış ve Atatürk’ün vasiyetini iptal etmiştir. Vasiyet de mülkiyet ve miras haklarının tabii sonucu olmak itibariyle bu hal Anayasa’nın 36. ve 11 inci maddelerine açıkça aykırılık teşkil eder. Her nekadar kanunda Atatürk’ün vasiyetinin iptaline dair bir hüküm yer almamış ise de, kanunun kabulündan önce Atatürk’ün vasiyeti ile Cumhuriyet Halk Partisinin mülkiyetine geçmiş olan mallar hakkında kanunda bir ayırma yapılmayarak partinin o zaman malik olduğu bütün taşınır ve taşınmaz mallar ile para, hak ve alacakları Hazineye geçirtmekle sözü edilen vasiyetle partinin mülkiyetine girmiş olan mallar ve haklar dahi bu arada Hazineye geçmiş ve bu mallarla partinin ilişiği kesildiği gibi vasiyet hükümleri uyarınca gelirden bazı gerçek ve tüzel kişilere verilmesi gereken para ve hakların Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yerine getirilmesine imkân kalmamıştır. Bunun da vasiyetin iptalinden başka anlam taşımadığı açıktır.

Bu bakımlardan 6195 sayılı kanunun l inci -maddesi Anayasa’nın 2., 4., 7., 11. ve 36 ncı maddelerine aykırıdır. Kanunun 2 – 10. maddeleri ayrı ayrı incelendikleri takdirde Anayasaya aykırı bir hüküm kapsamamakla beraber hükümleri birinci maddeye bağlı olup onun uygulanmasını sağlamayı hedef tuttuğundan ve müstakil bir anlam taşımadığından kanunun tümü Anayasa’nın yukarıda anılan maddeleri hükümlerine aykırı niteliktedir; ve bu sebeple tümünün iptali gerekir.

Bu sebeplerden ötürü 6195 sayılı kanunun tümünün, Anayasa’nın 2., 4., 7, 11. ve 36 ncı maddelerine aykırı olduğundan iptaline 11/10/1963 gününde oybirliği ile karar verildi.’’ ifadelerine yer verilmiştir.

Meri hukukumuza göre; 

Bir vasiyetnamenin iptali, taraf olan ilgililerin itirazıyla ve ancak mahkeme kararı ile mümkün olabilir.

Gerek Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda sözünü ettiğimiz kararında ve gerekse derecattan geçerek Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 1970/5509 E 1970/6637 K sayılı kararların hiçbirinde vasiyetin ve vasiyetnamenin geçersiz olduğu hüküm altına alınmamıştır.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yapmak istediği Atatürk’ün vasiyetini iptal etmektir. Bunu bir yasa ile yapmak istemesinin nedeni de iptal davası açma süresinin geçmiş olmasıdır; Cumhuriyet Halk Partisi aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi Medeni Kanun’un 559. Maddesi’nin 1. Fıkrası’nda açıkça belirtildiği üzere 10 yıllık zaman aşımına tabidir; bu süre de geçmiştir. 

Vasiyetnamede isimleri zikredilen gerçek kişilerin hiçbirisi artık hayatta değildir. Bu nedenle vasiyetin hayatiyetini koruyan tek hükmü; İş Bankası hisselerinin Cumhuriyet Halk Partisi’ne vasiyetini düzenleyen hükmüdür. İşte, çıkartılmak istenen kanunla bu hisselerin Hazine’ye devri çabası vasiyeti tamamıyla iptal anlamına gelmektedir.

Vasiyetin iptali Anayasamıza ve yasalarımıza aykırılığının yanında Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek Protokol No 1 ile mülkiyetin korunması hakkındaki güvenceye aykırıdır.