Avukatların Ruhsat İptalleri Mülkiyet Hakkı İhlalidir.

Son zamanlarda ruhsat başvurusu yapan Stajyer Avukatların Barolar Birliğince verilen ruhsatnamelerinin Adalet Bakanlığınca Av. K 5/3 maddesine göre iptali için dava açılması uygulamasına karşı, Adalet İçin Hukukçular, Demokrasi İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Toplum Hukuk Araştırmaları Vakfı’nın (TOHAV) imzası olduğu bir deklarasyon metni yayınlandı. Avukatların son dönemde ruhsatlarının iptal edilmesine ilişkin yapılan açıklamada, Avukatlık Kanunu Madde 5/3’ün iptal edilmesi ve ruhsat iptallerine son verilmesi istendi. 

Yapılan açıklamada, bu uygulamanın;  ‘’ Masumiyet karinesi, çalışma hakkı, hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleri ve mülkiyet hakkının, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler bağlamında ihlalini doğurmaktadır. Unutulmamalıdır ki, ruhsat gaspı uygulaması da savunmaya yönelik saldırıların bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkını, avukatları ve bir bütün olarak yargıyı da tehdit etmektedir’’ denildi.

Peki avukatlık ruhsatları mülkiyet hakkı kapsamına girer mi?

Türk hukukunda mülkiyet hakkı veya ayni hak kapsamında görülmeyen hakların gündemde olduğu uyuşmazlıklar, nihayetinde anayasal mülkiyet hakkı bağlamında yargıya taşınabilmektedir. Benzer şekilde, ihlal edildiği iddia edilen hakkın, mutlak hak olması dahi gerekmemektedir. Dolayısıyla terminolojik benzerliğe aldanmamalı, Türk hukukunda mülkiyet veya mülkiyet hakkı kavramının yaygın kullanımındaki anlam ile anayasal mülkiyet hakkı kavramının birebir örtüşmediği hatırda tutulmalıdır.

Diğer yandan anayasal mülkiyet hakkı, mülkiyet edinme hakkını veya gelecekteki hakları korumamakta; yalnızca mevcut malvarlığına yapılan müdahalelere karşı güvence sağlamaktadır. Bunun tek istisnası, meşru beklentilerin korunmasıdır. Eğer bir şikayetin konusu anayasal mülkiyet hakkı kapsamına girmiyorsa veya mevcut malvarlığındaki bir azalmaya yönelik talebi içermiyorsa, bu konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru konu yönünden kabul edilemez ilan edilecek, şikayetin esasına girilmeyecektir.

AİHS’nin Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. AİHM’e göre Bir “malvarlığı”, “mevcut bir şey” olabileceği gibi, başvuranın üzerinde mülkiyet hakkını etkili bir şekilde kullanabilmek için en azından “meşru bir beklentisi”nin bulunduğu talepleri içeren bir malvarlığı da olabilir (J.A. Pye (Oxford) Ltd ve J.A. Pye (Oxford) Land Ltd/Birleşik Krallık; Maltzan ve Diğerleri/Almanya  (c); Kopecký/Slovakya  

Bu manada maddi bir takım değerlerin dışında müstakbel gelirler, müşteri çevresi, iş ruhsatları gibi kazanımlar veya bunlara dair meşru beklentiler de mülkiyet hakkı kapsamına girmektedir.

“Beklenti”, bir yasa hükmüne veya söz konusu aynî menfaatle ilgili hukuki bir işleme dayanıyor ise, “meşru beklenti”dir (Saghinadze ve Diğerleri/Gürcistan)

Görüldüğü gibi hem AİHM yargılamalarında hem de iç hukukumuzda meşru beklenti mülkiyet hakkının bir cüzü olarak kabul edilmiştir. Dolayısı ile hukuk fakültesini bitirip, avukatlık stajını tamamladıktan sonra kendisine avukatlık ruhsatı verilmesini beklemek meşru bir beklentidir. Avukatlık Kanunu 5/3 maddesine göre bir kişinin hakkında bir kovuşturma olması bu beklentiye ulaşması önünde engel teşkil edemez. 

Yukarıda örnekleri sunulduğu  üzere meşru beklenti hem hukukumuzda hem de AİHS mülkiyet hakkını düzenleyen Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin AİHM tarafından yapılan yorumlarında mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilmiştir. 

Anayasamızın 90. maddesi; temel insan hakları özelinde uluslararası sözleşmeler ile kanunlar çeliştiği zaman uluslararası sözleşmeler üstün kabul edilir hükmünü haizdir. Bu açıdan bakıldığında Avukatlık Kanunun 5/3 maddesi ile AİHS mülkiyet hakkını düzenleyen Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin çeliştiği, mülkiyet hakkının temel bir insan hakkı olduğu gözetildiğinde AİHM hükmünün geçerli norm kabul edilmesi gerektiği, yargı merciilerinin de buna göre hareket etmesi gerektiği açıktır.

Bu nedenle Adalet bakanlığı tarafından Barolar Birliğince verilen ruhsatların iptali için açılan davalar açıkça mülkiyet hakkının ihlali ve tamamen hukuk dayanaktan yoksundur.