TMSF’dan Bank Asya Mudilerine İbraname Dayatması

TMSF,  Bank Asya’da hukuka aykırı olarak el konulan mudilerin parasını ödemek için bu seferde ibraname şartı koşuyor.

Bank Asya’da parası olan mudilerden, haklarında Fetö soruşturması olanlar hakkında mahkemelerce konulan tedbir kararları gerekçe gösterilerek paraları ödenmiyordu.

Mahkeme tarafından konulan tedbirlerin dışında TMSF’nun da hukuka aykırı olarak koyduğu bloke kararları nedeniyle mudiler milyonlarca TL zarara uğradı, bu zarardan kurtulmak isteyen TMSF, paraları ödemek için bu sefer de ibraname şartı koşuyor.

TMSF tarafından konulan haksız blokelere karşı başvuru sahiplerine verilen cevapta, ”… Bank Asya teftiş kurulu tarafından hazırlanan raporlar doğrultusunda, fon kurulu kararıyla tesis edilmiş bloke bulunmaktadır. Bu itibarla söz konusu katılım fonu tutarı üzerinde yargı mercilerince yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturmalardan bağımsız olarak dayanağını bankacılık mevzuatından alan ve TMSF kurulu tarafından tesis edilmiş bloke de devam ettiğinden, dilekçenizde yer alan talep doğrultusunda işlem tesis edilemeyeceği bu aşamada mümkün bulunmamaktadır” denilmektedir.

Ancak mahkeme kararlarıyla ve yargılama süresiyle sınırlı olmak üzere tedbir konulabilir, bankacılık mevzuatında, TMSF’na bloke koymak için bir yetki tanınmamıştır. Hem 5411 sayılı Bankacılık Kanununda, hem de TMSF Teşkilat Yönetmeliği’ne göre Fon kurulunun görevleri arasında hesapları bloke etme yetkisi ve görevi sayılmamıştır. 

Fakat tüm bunlara rağmen haklarında herhangi bir Fetö soruşturması bulunmayan veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı alan veya beraat eden Bankasya mudilerinin de paraları hala ödenmiyor.

Bu durumdaki kişilerden bazıları aradan geçen 5 yıldan sonra TMSF’nu ödeme yapmaya ikna ettiklerini ancak bu seferde ibraname dayatmasıyla karşı karşıya kaldıklarını anlatıyorlar.

Mudilere, özellikle döviz hesaplarının sabit kurdan TL’ye çevrilmesi ve TL olarak ödenmesi yanında, 5 yıldan beri paralarını hukuka aykırı olarak el konulmasından doğan zararlardan dolayı TMSF’na karşı herhangi bir hukuki yola başvurulmayacağı yönünde ibraname verilmesi durumunda ancak paralarının ödeneceği bildiriliyor.

Yerleşik yargıtay içtihatlarında ‘’İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez’’ denilmektedir. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E. 2017/16451 K. 2018/1291 T. 24.1.2018)

Bu konuda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 28. maddesi gayet açıktır (aşırı yararlanma-gabin) Maddenin 2. fıkrasında ‘’Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.” denilmektedir.

Dolayısı ile bu ibranameye rağmen haksız tedbir kararları nedeniyle uğranılan zararların ödenmesi için hukuki yollara başvurmak mümkündür.