Bank Asya da Döviz ve Altın Hesabı Olanlara TL Cinsinden Geri Ödeme Yapılması Hukuki mi?

Son zamanlarda Bank Asya katılım fonu sahiplerince tarafımıza sıkça yöneltilen bir soru var.  Özellikle altın ve döviz hesabı sahipleri paralarının TL cinsinden ödenmesi konusunda çok ciddi zararlara uğradıklarından, hesaplarındaki döviz ve altının, TL cinsinden geri ödenmesinin hukuki olup olmadığını soruyorlar.

Bu soruyu yanıtlamak için sürece kısaca bir göz atmakta fayda var. Bilindiği üzere; BDDK, 3 Şubat 2015 günü Banka Asya’nın yönetim kurulunu belirleyen imtiyazlı payın yüzde 63’lük bölümünün TMSF tarafından kullanılmasına karar vermişti, daha sonra 29 Mayıs 2015 tarihinde  6318 sayılı kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Yasası’nın 71’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmü gereğince bankanın tamamı TMSF’ye devredildi, sonunda da BDDK’nın 22.07.2016 tarihli Kararı gereğince; 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107’inci maddesinin son fıkrası çerçevesinde faaliyet izni kaldırılarak, tasfiye süreci başlatıldı.

Bu süreçte Sigorta kapsamında olan mevduatların katılım hesabı sahiplerine ödenmesi gerekiyordu, TMSF bu kapsamda sigorta kapsamındaki mevduatı Vakıf Katılım Bankası’na aktararak ödemeye başladı. Ancak Bank Asya mudilerinin önemli bir kısmının hesaplarına TMSF tarafından -daha önceki makalelerimizde açıkladığımız üzere- tamamen hukuka aykırı olarak blokeler konuldu. Bu nedenle insanlar paralarını alamadılar. Bu işlemin tamen hukuka aykırı olduğunu hukuki gerekçeleri ile belirtmemiz, konunun takipçisi olmamız ve mudileri bu hukuksuzluğa karşı yargı yoluna başvurmaları gerektiği yönündeki telkinlerimiz neticesinde, TMSF 22.10 2020 tarih ve 2020/331 sayılı kararı ile mahkeme kararı ile konulmuş blokeler haricindeki tüm blokelerini kaldırdı. Ancak blokesi kaldırılan döviz ve altın hesaplarının geri ödemeleri TL cinsinden yapıldığından, çok büyük zararlar ortaya çıkmaktaydı.

Peki dçviz ve altın hesaplarının geri ödemelerinin TL cinsinden yapılması hukuka uygun mu?

7/11/2006 tarih ve 26339 sayılı ile Resmi Gazete’de yayımlanan SİGORTAYA TABİ MEVDUAT VE KATILIM FONLARI İLE TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONUNCA TAHSİL OLUNACAK PRİMLERE DAİR YÖNETMELİK’in, Sigortalı mevduat veya katılım fonunun ödenmesi başlıklı 6. maddesine göre; ‘’Sigorta kapsamında ödemeler Türk Lirası olarak yapılır. Döviz cinsinden hesapların Türk Lirası karşılıkları, kredi kuruluşunun faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki Merkez Bankası döviz alış kurları esas alınarak belirlenir. Kıymetli maden cinsinden hesapların Türk Lirası karşılıkları ise, kredi kuruluşunun faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki İstanbul Altın Borsası seans kapanış fiyatına ve Merkez Bankası döviz alış kurlarına göre belirlenir.’’ denilmektedir. Bu bağlamda yapılan işlem mevzuata uygun, ancak hukuka aykırı. Yani bu yönetmelik, Anayasanın 35. Maddesi ve AİHS 1. Nolu ek Protokolün 1. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.

Öte yandan ödemelerin TL cinsinden yapılması nedeniyle ortaya çıkan zararın asıl nedeni, TL’nin döviz ve altın karşısında değer kaybı değil, hesaplar üzerine konulan hukuka aykırı bloke nedeniyle mudilerin zamanında paralarını alamamalarından kaynaklanmaktadır. Zira mudiler paralarını Vakıf Katılım Bankasına aktarıldığı tarihte TL cinsinden çekseler bile, o zamanın kurundan tekrardan döviz veya altın alarak, yahut başka bir yatırıma dönüştürerek, çok az bir zararla bu varlıklarını koruyabilirlerdi. Ancak hukuka aykırı TMSF blokeleri nedeniyle paralarını 5 yıla yakın bir süre çekemiyor olmaları ve bu süre zarfında enflasyonun ikiye katlaması ve TL’nin döviz ve altın karşısında 4 kat değer kaybetmesi, mudilerin zararlarının asıl kaynağını teşkil etmektedir.

Sözün özü, döviz ve altın hesabı sahiplerinin zararı geri ödemelerin TL cinsinden yapılmasından ziyade TMSF’nin hukuka aykırı blokeleri nedeniyledir. Bu nedenle, blokeleri kaldırılan ve bu durumda olan tüm mudiler, TMSF’nin haksız blokeleri nedeniyle oluşan zararlarının tazmini için yargı yoluna başvurabilirler. 

Avukat Hayrettin Açıkgöz